
Dergi Sayısı: 02 Hypatia | Yazar Adı: CONF. | Görsel Tasarım: Vora | Tür: Öykü | Okuma Süresi: 2 Dakika
Dışarıda, İskenderiye’nin o hiç uyumayan sokaklarında adımların, öfkelerin ve adı konmamış bir hareketliliğin uğultusu var. Ama bu odada, bu küçük masanın üzerinde titreyen mum ışığında yalnızca sessizlik var. Ne tam huzur, ne tam korku… sadece bekleyen bir sessizlik.
İnsanlar beni hep kürsülerde, meydanlarda, elimde usturlabla gökyüzünü ölçerken gördüler. Bir tür kesinlik gibi. Bir tür tamamlanmışlık gibi.
Ama kimse bu odaları sormadı.
Parşömenlerin arasındaki tozu, mürekkebin ağır kokusunu, gecenin içine çöken o tekdüze yalnızlığı… Bunlar hiçbir anlatının içine tam sığmıyor.
Yıldızları bu kadar çok sevmemin nedeni belki de buydu. Onlar da uzakta. Onlar da dokunulmaz. Onlar da kimseye açıklama yapmıyor.
Şimdi masanın üzerindeki parşömenlere bakıyorum. Hepsi yarım cümleler gibi. Bitmemiş düşünceler gibi. Mürekkep kurumuş ama fikirler hâlâ ıslak.
Dışarıda bir şeyler oluyor. Bunu biliyorum. Duvarların ötesinde sesin şekli değişiyor. Ama buraya tam ulaşmıyor. Sadece titreşiyor.
İçimde bir yer, bunun sadece bir gece olmadığını biliyor.
Ama başka bir yer, bunu düşünmemeyi seçiyor.
Belki de en çok bu yoruyor beni.
Rasyonaliteyi anlatırken, düzeni anlatırken, uyanışı anlatırken… bunların hepsinin dışında kalan bir şey olduğunu hiç bu kadar net hissetmemiştim. Kelimelerin dışında kalan bir şey.
Kimse bunu yazmaz.
“Her şey bittiğinde beni hatırlayacaklar mı?” diye sormuyorum artık.
Bunun bir cevabı yok.
Sadece şunu biliyorum: bazı şeyler hatırlanmak için yaşanmıyor. Sadece olup bitiyor.
Mum alevi biraz eğiliyor. Odaya sanki biraz daha soğuk giriyor.
Dışarıda ne olacağını biliyorum demek doğru olmaz. Sadece tahmin ediyorum. Ve tahminler, burada, bu odada pek güvenilir şeyler değil.
Yarın sabah güneş doğacak. Bu kesin.
Ama bazı şeyler güneşle birlikte geri gelmiyor.
Parşömenleri kapatıyorum. Ya da kapatmayı deniyorum. Tam kapanmıyorlar.
Belki de hiçbir şey tam kapanmıyordur zaten.