
Tarih kitapları o kütüphanenin yanışını rafların, parşömenlerin ve binlerce yıllık ruloların kül oluşu gibi anlatır. Hep o kuru, o fiziksel...

Tarih kitapları o kütüphanenin yanışını rafların, parşömenlerin ve binlerce yıllık ruloların kül oluşu gibi anlatır. Hep o kuru, o fiziksel...

Derdi ki: “Hakikat ne sarayda ne taçtadır, Onu arayan insanın susmayan aklındadır.” Ne korkuya boyun eğer ne öfkeye eğilirdi, Karanlığın...

Herkes gibi konuşmayı öğrendim önce, sonra herkes gibi susmayı. Kalabalıkta var olmak için Kendimi sindirdim sessizce. Devamını okumak için tıklayınız...

Bir gölge yürüdü önümden, bana benziyordu, Peşine düştüm, adımlarım benden hızlı yoruluyordu. Her adımda dünyayı değil, kendimi bırakıyordum, İçimde sessiz...

Pişmanlık... En çok da o son kavga için değil, o en son "seni seviyorum"u alelade bir şekilde, ağzımın kenarıyla söylediğim...

Yüzüme düşen yabancı gölgeye direndim bu gece, Gözlerimin yerini değiştirdim aynada, Bakışlarımı başkasının kalbinden ödünç aldım. Devamını okumak için tıklayınız...